Duyuru

3 02 2009

Sevgili arkadaşlar bun ‘dan böyle daha kapsamlı bir şekilde ,bir çok konu başlıklarıyla yeni sitemde buluşmak ümidiyle…

 www.Begonyalardiyari.com





meyveler ve kalori

23 01 2009

meyve

MEYVELER
MİKTAR
KALORİ
 Armut
1 adet
70
 Çilek
100 gr.
26
 Elma (orta boy)
1 adet
60
 Erik
1 adet
8
 Greyfurt (orta boy)
1 adet
60
 Hurma (taze)
1 adet
15
 İncir (taze)
100 gr.
41
 İncir (kuru)
100 gr.
59
 Karpuz (1 ince dilim)
300 gr.
55
 Kavun (1 dilim)
300 gr.
40
 Kayısı (taze, orta boy)
1 adet
8
 Kiraz
100 gr.
40
 Kivi (orta boy)
1 adet
34
 Limon (orta boy)
1 adet
27
 Mandalina (orta boy)
1 adet
50
 Muz (orta boy)
1 adet
100
 Portakal (orta boy)
1 adet
50
 Şeftali
1 adet
         60
 Üzüm
100 gr.
57
 Yeşil Zeytin
10 adet
70




veli sırım

18 01 2009

KENDINI TÜKETME. SADE YASA MUTLU OL!”

“Kendini Tüketme. Sade Yasa Mutlu Ol!” isimli kitap, gerçek mutlulugun sadelikte oldugunu anlatiyor. Kitapta hayati hizli degil hazli yasamakla, insanca ve insana yakisir bir sekilde gerçek mutluluga ulasilabilecegine isaret ediliyor.

Eser

sadehayatonkapak

Kitlesel üretim, Bati kaynakli bir gelisme. Ama kitlesel tüketim tüm dünyayi ilgilendiriyor. Çünkü insanlik, özellikle son yarim yüzyil içinde “Hedef Kitle” olarak görüldü ihtiyacinin çok çok üzerinde tüketime yönlendirildi. Bunun için kullanilan en büyük ve en etkili araç yazili ve görüntülü medya oldu.
Medya organlarinda boy gösteren renkli ve satafatli reklamlar, genis kitlelere örnek gösterilen yapay söhretler, tüm insanligi ayni noktada, “Tüketim” eksenli bir yasam tarzinda birlestirdi.
Zaman içinde tüketim ortak bir kültür, bir anlayis, hattâ bir bagimlilik haline geldi. Insanlar ihtiyaçlari olsa da olmasa da, sürekli birseyler almayi, her firsatta bir seyler tüketmeyi bir zorunluluk olarak görmeye, hissetmeye basladilar. Çünkü tüketim, “Mutluluk!” kilifina sarilarak sunulmustu. Ve tüm insanlik “gerçek mutluluga ulasma” adi altinda kitlesel bir yarisa sokuldu.
Bu yarista tek kural vardi: “Ne kadar tüketirsen, o kadar mutlu olursun!”
Farkinda olalim veya olmayalim bu kural hayatimizi etkiliyor. Baskalarindan daha farkli olabilme, daha dikkat çekebilme, en azindan geride kalmama endisesiyle sürekli bir kosusturma içindeyiz.
Pesinde kostugumuz mutluluk ise, ne gariptir ki bizden hep kaçiyor. Tam “Yakaladik!” derken, elimizden kaçiveriyor. Bu kez disaridan bize “Daha hizli ve daha hirsli kos!” komutu geliyor. Biz farkinda olmadan bu emre amade olup, nefesimizi tutuyor ve çözümü hayatimizi daha da hizlandirmada buluyoruz. Mutluluk ise yine bir hayal oluyor, Kaf Daginin ardina saklaniyor.
Iste tam bu noktada, Dr. Veli Sirim tarafindan kaleme alinan ve Nesil Yayinlari arasinda yayinlanan bu kitap bize söyle sesleniyor:
Dur! Yavasla! Kendini tüketme!
Mutluluk adina eline tutusturulan tüm fazlaliklardan kurtul!
Sade yasa! Sadece yasa! Ve mutlu ol!
 “Kendini Tüketme. Sade Yasa Mutlu Ol!” isimli kitap, gerçek mutlulugun sadelikte oldugunu anlatiyor. Kitapta hayati hizli degil hazli yasamakla, insanca ve insana yakisir bir sekilde gerçek mutluluga ulasilabilecegine isaret ediliyor.
 
“Kendini Tüketme. Sade Yasa Mutlu Ol!” isimli kitabina tüm seçkin kitapçilarda ulasabilirsiniz. Kitapla ilgili daha ayrintili bilgilere su adreslerden ulasabilirsiniz:
Sanayi Cad. Bilge Sok. No:2    
Yenibosna / Istanbul
Tel : 0212 / 551 32 25(pbx)
Fax : 0212 / 551 26 59

E-mail:nesil@nesilyayinlari.com





Bahçe

18 01 2009

1-72

BAHÇE 

CÜNEYD SUAVİ

 

Zengin bir iş adamının bahçesinde, yanyana dikilen iki limon ağacı vardı. Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve apartmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi. Ancak limon ağaçlarından biri, diğerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı. Ev sahibi de küçük boylu limon ağacından ümit kesmiş görünüyordu. Ona göre ağaç, bu gidişle kuruyup ölecekti. Bu yüzden de onu fazla sulamaz ve bakımını yapmayı pek istemezdi.

 

Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu iş adamının bahçesine uçurdu. Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağaçlarının altında yer kalmıştı. Bir an önce filizlenmek zorunda olan tohumlar, limon ağaçlarının yanına gelerek onların altında yeşermek için izin istedi.

 

Büyük ağaç, iyice kasılarak:

 

—Böyle bir şey asla mümkün olamaz, diye atıldı. Bizler kuru kalmayı pek sevmeyiz. Eğer dibimde çoğalırsanız, suyu emip beni kurutursunuz.

 

Aslında büyük ağacın çekindiği başka bir şey daha vardı. Çiçekler rengarenk açtıklarında, limon ağacının sarıya çalan beyaz çiçekleri sönük kalacak ve bahçe sahibinin gözündeki değeri azalabilecekti. Oysa ki ağacın, kendinden güzel olanlara hiç mi hiç tahammülü yoktu.

 

Küçük ağaç, uzun boylu arkadaşının tohumlara verdiği cevabı beğenmemişti. Çünkü o, kendisine hayat verenin, o hayat için gerekli olan suyu da vereceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden, aklına bile gelmiyordu susuzluk.

 

Tohumların teklifini kabul ederken:

 

—Sizlerle birlikte olmak, bana mutluluk verir, dedi. Böylelikle yalnızlık da çekmeyiz.

 

Büyük ağaç bu işten hoşlanmamıştı. Fakat küçük olanı:

 

—Güzel yaratılanlardan kimseye zarar gelmez, diye tekrarlıyordu. Güzellerden güzellikler doğar sadece.

 

Küçük limon ağacı altında filizlenen tohumlar, bir kaç hafta içinde cennet çiçekleri gibi açıp bütün bahçenin göz bebeği haline geldi. Bu arada ağaç, elinden geldiği kadar kendilerine yardımcı olmaya çalışıyor ve çiçeklerin sevdiği yarı güneşli ortamı sağlamak için, eski yapraklarını döküyordu.

 

Çiçekler, kısa bir süre sonra mis gibi kokular yaymaya başladı. Bahçe sahibi, o ana kadar hiç duymadığı bu kokunun nereden geldiğini araştırdığında, davetsiz misafirleri bularak hayrete düştü. Adam, ancak rüyalarında görebildiği bu çiçeklerin güzelliğini devam ettirebilmek için sabahları artık daha erken kalkıyor ve onları en kaliteli gübrelerle besleyip bol bol suluyordu. Küçük limon ağacı, köklerinin en ince ayrıntılarına kadar ulaşan bu suları çiçeklerle birlikte içiyor ve büyük bir hızla serpilip büyüyordu.

 

Çiçekleri sevgiyle kucaklayan ağaç, ertesi bahara kalmadan o civarın en büyük ağacı haline geldi ve birbirinden güzel kelebeklerin ziyaret yeri oldu. Daha sonra da kendi çiçeklerini açarak bahçenin güzelliğine güzellik kattı.

 

Şimdi küçük ve yalnız kalmış olan limon ağacı ise, komşusuna duyduğu kıskançlıkla için için kuruyordu.

 





Dua

16 01 2009

dua25de

İlahi! Günahlar beni lal etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim şeyh Abdülkadir Geylani’nin sesiyle Senin dergah-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcıya aşina nidasıyla Senin mağfiret kapında nida ediyorum:

• Ey rahmeti herşeyi kuşatan ve ey herşeyin melekütu elinde bulunan Zat,

• Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat,

• Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen,

• hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan,

• hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan,

• hiçbir şey Ona benzemeyen,

• ve hiçbir şey Onu hiçbir şeyden aciz bırakamayan Zat, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla.

• Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat,

• Ey herşeyden önce var olan Evvel,

• herşeyden sonra baki kalan Âhir,

• herşeyin fevkinde olan Zahir,

• herşeyin dünuna nüfuz eden Batın,

• kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kahir, Benim herşeyimi bağışla. şüphesiz Senin herşeye kudretin yeter.

• Ey herşeyi her haliyle bilen Alim ve herşeyi kuşatan Muhit ve herşeyi hakkıyla gören Basir, Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan şehid ve herşeyi görüp gözeten Rakib ve ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden Latif ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Habir, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hata olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Senin herşeye kudretin yeter.

Allahım, Gafletten ve kötü arzularımdan Senin izzet-i celaline ve celal-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.

Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungahı olan Allahım,

Beni şeytani şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebin olan Muhammed’i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden ter temiz kıl-öyle ki, enaniyet fena bulsun ve Allah’ın minnet bahrinde Allah’ın nimetlerine gark olmuş, Allah’tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah’ın kılıcıyla mansur, Allah’ın inayetiyle mahzuz ve Allah’ın himayesiyle mahfuz olarak herşey Allah için, Allah ile, Allah’a ve Allah’tan olsun.

Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, ey Melik, ey Aziz, ey Kahhar, ey Rahim, ey Vedüd, ey Gaffar, ey gayb alemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan, Günahlarımı bağışla; esbabın tazyikatına maruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış ve doğru yolda gidenlerin tarikine sülük etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve masiyet meydanlarında bad-ı hava harcamış olan kuluna merhamet et.

Ey dua edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür’atle gören, ey Kerim, ey Vehhab,

Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belası kuvvetli olan ve Senden başka melce ve ümidi bulunmayan kuluna merhamet et.

İlahi, Derdimi, üzüntümü ve şikayetimi Sana arz ediyorum.

İlahi, Senin dergahında hüccetim, hacetimdir; azığım ise fakrım ve çaresizliğimdir.

İlahi, Senin cüd bahirlerinden bir katre bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kafi gelir, ey Vedüd, ey Vedüd, ey Vedüd, ey şan ve şerefi herşeyden yüce olan Arş-ı Mecid Sahibi, ey Mübdi’, ey Muid, ey herşeyi dilediği gibi yapan Fa’alün lima Yürid!

Arşının rükünlerini kaplayan nur-u veçhin hürmetine, bütün mahlükatını hükmüne ram ettiğin kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur, ey Muğis, bize imdad et. Ve bütün ömrüm boyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımın hatalarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü’r-Rahimin. Âmin.

Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Mesnevi-i Nuriye | Şemme | 170





Halılardaki Lekeleri Nasıl Temizlemeli?

5 01 2009

  Dökülen her türlü sıvıyı öncelikle bir havlu yardımı ile ovmaksızın, katı-sıvı karışımı olan kirleri ise bir kaşık yardımı ile halının üzerinden mümkün olduğu ölçüde temizleyin.
-    Dökülen sıvıları ovmamanız şu açıdan önemli; ovalayarak silmek kiri halının içine doğru iter ve ayrıca halı yüzeyinin bozulmasına sebep olur. Dolayısıyla tampon yaparak sıvıyı almanız çok önemlidir.
-    Çok sıcak olmayan, deterjan ve sabun içermeyen temiz bir su, bez veya sünger kullanarak lekenin artık gelmediğine emin oluncaya kadar o bölgeye tampon yapın.

halidekor
-    Leke hâlâ çıkmadı ise bir çay kaşığının yarısından daha az bir oranda sıvı bulaşık deterjanını bir bardak ılık suya katın ve bu yeni karışım ile halınıza yeniden tampon uygulayın. Eğer deterjan oranı fazla olur ise lekenin halıdan çıkması zorlaşır. Dikkatli olmanızda yarar var.
-    Bu uygulamanın ardından bir müddet bekleyin (5-10 dakika) ve sonra temiz bir ılık su ile durulama yapın ve halının deterjandan tamamen arındığına emin olun. Aksi halde, kalan deterjan artığı sonraki günlerde toz toplar ve leke oluşturur.
-    Islak olan bu bölgeye birkaç kat kâğıt havlu koyun ve üzerine de hafif bir ağırlık koyun ki kalan nemi kolay emebilsin. Bu şekilde bir iki gün o bölgenin kurumasını sağlayın. Arada bir kâğıt havluyu değiştirmek gerekeceğinden, ıslaklık kontrolü yapmayı unutmayın.
-    Halının kuruduğundan emin olunca, yatışan tüylerini eskisi gibi canlı hâle getirebilmek için elektrik süpürgesi ile vakum yapabilirsiniz.
-    Lekenin hâlâ görünüyor olması durumunda işlemleri tekrar edebilirsiniz. Ancak leke daha sonraki bir dönemde de yeniden görünebilir. Zira halıya derinlemesine işleyen lekeler zamanla yukarı doğru çıkabilirler. Bu durumda profesyonel bir yardım almanız gerekebilir.





yemek duası:))

2 12 2008

yemek-duasi








Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.