HAZAN mevsiminin,tatlı hüzünlü bir günüydü. Gündüz ortası olmasına rağmen;hava akşamüstü gibi kapalı ve alacaydı ,fakat sıkıntı vermiyordu. Bilakis hafif esen rüzgarla yere çapraz olarak iniş yapan yağmurun şırıltısı, kendisini rüzgarın ninnisine kaptıran ulu çınarların iri yapraklarının hışırtısı ve çınarların sakinleri güzelim kuşların cıvıltısı ile hüzün gibi görülen tatlı bir huzur sunan bir gündü.
Şemsiyemi açmış,yağmur altında ,küçük su birikintilerine basmamak için, kah kaldırımda, kah yolun kenarında, bazen küçük bazende gölcüklerin üzerinden büyük adımlarla Altıparmak caddesinde yürürken; iki sene kalmayı Allah nasip ettigi halde Bursayı tam manasıyla görememenin, onu tanıyıp ,ona doyamamanın burukluğunu, içimin en ücra köşesinde hissediyordum.İki sene iki gün gibi geçmişti. Akıl ,sır ermeyen zaman mefhumuna aldanıp “biter mi?”dediğimiz yıllar farkında olunmadan yavaş yavaş ve hissettirmeden süzülüp geçmişti.
Nihayet son defa okula gidip, yeni okuluma götürmek üzerenakil vesikasını alıp,dost ve arkadaşlarla vedalaşıp eve dönüyordum.Biraz sonra evdeki vefalı arkadaşlarımla da vadalaşıp pılı pırtıyı alıp gideceğime göre, Yinede çakırhamam’dan sağ yapıp, Tophane tepesindenson defa bir seyretmekten kendimi alamadım. Evliyalar diyarı bu şirin beldeye ilk bakışta göze çarpan ve her biri birer yüksek tepeye kondurulmuş olan camilere son defa gözlerimin ferinin en derin noktasına kadar baktım.
Artık nafile dedim ya. Uludağı’n eteklerinden şehrin üstüne doğru haşin bir şekilde inmekte olan bembeyaz sis, Emirsultan’ı kuşatmış bile. Ancak minareler roketvari sislerin üzerinden görünüyorlardı. Yayılan sis birşeyler anlatıyordu. Geçiciler Bursa’yı göremezlerdi. Şu andan itibaren ona bakmaya hakkım yoktu.
Evet güya aşinası olduğum o beldeye,artık yabancı olduğumu hissediyordum.Ayaklarım,gayri ihtiyari, evegitmek üzere Pınarbaşı’na müteveccihen, labirent gibi sokaklardan taşıdı beni.
Sonuncu defa ,iki yıldır arkadaşlarımla paylaştığımız hane-i mübarekemize girdiğimde ,yine aynı hava,aynı huzur aynı saadet hakimliği. Lakin kapının arkasında, üst üste koyup hazır beklettiğim valiz ve yatağım, lisan-ı halleriyle artık oralı olmadığımı çok güzel ifade ediyorlardı.
Ayrılmak zor geldiği halde,hislerimi dile dökmediğim için bir an evvel çıkıp gitmek istediğimi,herkez yüzümden okuyordu. Bir şeyler demek istiyordum,ama adeta kendimi başka bir diyarda hissediyordum .Oysa onların gitmemi istemedikleri şeklindeki ifadelerine;”sizleri unutamayacağım,ama yeter ki gönüller bir olsun..Her birimiz bir yerdede olsakfarketmez.Gaye aynı,yol aynı metot aynı olduktan sonra…Gayemiz hizmet,hizmet sahamız vatan. Sathı ,ve hatta onun da dışı değilmi?”şeklinde karşılık verebildim.
O gerçek birer dost ve kardeşlerle tek tek kucaklaştıktan sonra, terminalde,daha önceleri geçmek nedir bilmeyen zaman ,çok çabuk geçiyordu. Biraz daha kalabilme, burada kalma zamanımı biraz daha uzatabilme arzuma karşı hareket saatihızla geliyordu. Bazen saatolan dakikalar, sanki saniye oluvermişti. Arzu ve hakikat çatışmasının keşmekeşinde, otobüse nasıl bindiğimin ve nasıl hareket ettiğimizin farkına varamamıştım.
Tamamen hız alan arabadan sonra, seyrek binaların da artık hızla geriye doğru kaydığını görünce ,camdan son defa geriye doğru Bursa ya bir nazar etmek istedim. Ancak, yogun sisten şehir tamamen gizlenmiş, yer yer minarelerin silüetleri farkedilebiliyordu. Uzaklaşmamızla beraber genişliyen ufukta, yavaş yavaş onlarda uzaklaşıp ,zayıflayıp, nihayet gözden kayboldular.Önce öne eğilen kafamı çevirip koltuğa gömülüp, gözlerimi yumduktan sonra ,şimşek hızıyla iki şehri hayalimden geçirip bu beş kelimeyi mırıldandım; Elveda Bursa…Ver elini İstanbul…
*
Bu yazıyı okuyup ta, Bursa ya özlem duymamak ,mümkünmü?inş çok yakında kavuşuruz. Bursam ve ailemle…
YA EFET BENDE AYNI HİSLERE KAPILDIM OKUYUNCA NE KADAR GÜZEL YAZMILMIS HEMDE O KADAR GERCEKCİKİ DEMEK BENİM BURSAYA KARSI HİSSETTİKLERİMİ BASKA HİSSEDENLERDE VARMIS AMA YAZIK COK YAZIK BURSA YI BIRAKMIS
bursa çok özledım senı ya
ben aslen sakaryalıyım ama bursada oturuyorum 17 senedır sımdıde ardahan da askerdeyım benım burda tek dedgım kelıme ah bursam baska bırsey aklıma gelmıyor makale cok gusel olmus elıne yuregıne dılıne saglık kardesım
O kadar güzel yazmışsın ki…Ben Çanakkale doğumluyum….Orası da tarihiyle ünlü,çok güzel bir yer ama ben Bursa’da yaşadığım için o kadar mutluyum ki anlatamam.2002 yılında geldim hala da bıkmadım bıkmayacağımda..
ben bursalıyım ben bursa cocuğuyum bursa zafer ilköretim okulu(L)(L);
Faruk,Kerem ,Zeynep kardeşlerim güzel yorumlarınız için teşekkürler.Bursa için ne söylense azdır,Yeşil cennet Bursamı çok seviyorum.
bhen ist.kadıkoy’de oturuyorum sahılde fb stadı tam ayagımda sewqılım bursada onu cok ozluyorum bursayada qıtmek ıstıorum amaa ist.hıc bıseye deyısmem burası cok baska herseyıyle….
İzmire üniversite okumaya gidiyorum ama 20 seneyi nasıl bırakıp gidicem buradan bilmiyorum.. Çok seviyorum bursamı