Anne ve Baba

20 05 2008

Baba ve anne, evlatları arasında ayırım yapabilir mi?

AHMED ŞAHİN
20/05/2008

Soru: Babam beni hiç düşünmüyor, hep diğer çocuklarına yardım yapıyor, annem de bu ayırıma ses çıkarmıyor. Ben de kızıyor, onlara soğuk davranıyorum. Böyle bir ayırım yapmaya hakları var mı?

***

Cevap: Bu gibi sızlanışlarda şikâyetçi evlatlar, durumu doğru değerlendirmek için sıralayacağım şu ihtimalleri baştan hesaba katmalılar. Bu bilgilerden sonra durumu değerlendirmeliler. Bakalım gerçekten de kendisini ihmal mi ediyorlar, yoksa kendisi mi öyle sanıyor, ya da ihmalin gerçek sebebi onlara karşı takındığı itici ve itaatsiz tavrı mı oluyor?

Birinci ihtimal: Hiçbir baba ve annenin sevgi ve şefkat dolu yüreği, evlatlarından birini öne alıp ötekini geriye itmesine izin vermez. Birine yardım edip ötekini mahrum bırakmaya razı olmaz.

Şayet böyle bir ayırım görüntüsü varsa, bunun sebebi evladın takındığı soğuk ve hatta itaatsiz tavrı olmalıdır. Öyle ise evlat önce kendi tutumunu kontrol etmeli, hangi tavrının kendini geriye iter duruma düşürdüğünü düşünmelidir. Çünkü ebeveyndeki şefkat ve sevgi, ayırım yapmaya izin vermeyecek şekilde yaratılmıştır. Buna rağmen ayırım yapıyorsa evlat tutumunu gözden geçirmelidir.

İkinci ihtimal: Ebeveyn, evlatların zayıf olanlarını özel yardımlarla kollayabilir. Ayırım gibi gözüken yardımlar, zayıfı kollama adaleti olarak yorumlanmalı, ayırım yapıyor şeklinde anlaşılmamalıdır.

Üçüncü ihtimal: Yaşayan ana-babanın mallarına mirasçı gözüyle bakılarak müdahale edilemez. Çünkü yaşayan insanın, malına tasarruf hakkı ölünceye kadar devam eder. Dilediğine münasip gördüğü miktar yardım eder, ölümden sonra mirasçı olacaklar, ölmeden önce müdahale edemezler.

Dördüncü ihtimal: Bilgi yetersizliğinden adil davrandıklarını zannederek adaletsizlik yapabilirler. Bu takdirde konuyu bilenlerle istişare etmeleri istenebilir, bilgilendirmeye gayret edilir.

Bunlar geriye itildiğini zanneden evladın bilmesi gereken konular. Baştan bu ihtimalleri iyi düşünmeli, kendilerine karşı takınılan tavrı bundan sonra yorumlamalılar.

Şurası da bir gerçektir ki, saydığımız bu hak ve salahiyetlerini kullanırken ana-babalar tümüyle boşta da bırakılmamışlardır. Efendimiz (sas) Hazretleri hiç unutulmayacak ikazını açık ve net şekilde şöyle yapmıştır:

- Analar-babalar! Evlatlarınız arasında adaletten ayrılmayın, birlerine verip ötekini (gerekçesiz) mahrum bırakmayın.!

Peygamberimiz böyle bir ikazı hangi olaydan sonra yapmıştır? Onu mutlaka hatırlamak gerek.

Sahabeden Hazreti Beşir’in hanımı, oğlu Numan’a, öteki hanımdan olan oğullarından ayrı olarak bir bahçe bağışlanmasını istemişti. Beyi de bu arzuya uyarak elinden tuttuğu oğlu Numan’la Efendimiz’in huzuruna gelip oğluna bir hurma bahçesi bağışladığına şahit olmasını dilemişti.

Ancak Efendimiz bu bağış şahitliğini hemen kabullenmeyip önce şöyle bir soru sordu:

-Diğer çocuklarına da bağışlarda bulundun mu?

- Hayır dedi, sadece bu hanımdan olan oğlum için düşündüğüm bağıştır!

Bu eşitsiz bağış üzerine Efendimiz tarihî ikazını yaptı:

-Evlatlarınız arasında adaletten ayrılmayın. Birilerine verip ötekilerini (gerekçesiz ) mahrum bırakmayın!.

Bundan sonra elinden tuttuğu çocuğu ile evine geri dönen baba, yapılan ikazı hanımına anlattı. O da oğlu için özel bir bağışta bulunma teklifinden hemen vazgeçti, isteğinde ısrar etmedi.

Demek oluyor ki, evlatlar ana-babanın mallarını kullanma hak ve salahiyetlerini bilmeli, itaat ve hürmette kusur etmemeli, kendilerine karşı duyulan eşit sevgi ve şefkati azaltıcı davranışlardan çekinmeliler. Ana-babalar da ebeveyn olarak evlatları arasında adaletli davranma mecburiyetlerini unutmamalı, (gerekçesiz) tercihler yaparak ayırım yapma adaletsizliğine düşmekten kaçınmalılar..

Gelen kutunuzda hızla gezinmek mi istiyorsunuz? Windows Live Hotmail





Ney Improvisation

13 05 2008





anneler günü

11 05 2008

 

İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.

Bediüzzaman  

En esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi,, merhum validemden aldıgım telkinat

ve manevi derslerdir ki o dersler fıtratımda , adeta maddi vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş…

Evet,kadınların şevkat cihetiyle bu kahramanlıklarını hiç bir mukabele istemiyerek, hiç bir faide-i şahsiye, hiç bir gösteriş manası olmayarak ruhunu feda ettiklerine,o şevkatin kücücük bir numunesi ni taşıyan bir tavuğun yavrusunu kurtarmak

için aslana  saldırması ve ruhunu feda etmesi ispat ediyor. şimdi terbiye-i islamiyeden ve amal-i uhreviyeden en kıymetli ve en luzumlu esas, ihlastır.Bu çeşit şevkatteki kahramanlıkta o hakiki ihlas bulunuyor.





e- mail

10 05 2008

Ey Allah (c.c.)ın kulları!

Bugünün genç müslümanları!

Her gün sabırsızca bekliyorsunuz,

“Bana e-mail geldi mi?” diye.

Günde bir kaç kez online oluyorsunuz.

Mutlu oluyorsunuz,

“Bir mailiniz var!” yazdığında.

Okumak için sabırsızlanıyorsunuz.

Bazı mesajlar gerçekten güzel,

Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan sıcacık.

Fakat çoğu öylesine gelmiş; alakasız.

Sadece zamanınızı alıyor.

Derhal siliyorsunuz.

Biliyor muydunuz, yaklaşık 1400 yıl önce,

Allah(c.c.) size uzun bir e-mail gönderdi.

Meleği Cebrail(a.s.) aracılığıyla elbet,

Kulu Muhammed Aleyhisselatuvesselam’a

Açtınız mı bu e-maili?

Subject: Kur’an,

“Kuşku Barındırmayan Rehber”

Download ettiniz mi bu dosyayı?

Kalbinize bookmark’ladınız mı?

Hayatınızın “favoriler”ine eklediniz mi?

Her sabahınızın “başlangıç sayfası” yaptınız mı?

Açtıysanız bu e-maili

Hepsini okumuş olmalısınız…

Gönderilen elçilerin kıssalarını…

Helak olan kavimlerin öykülerini…

İnsanlığa mesajları,

Günlük hayatınızın rehberini,

Geleceğe dair güzel haberleri, müjdeleri.

Allah’ın sizden “reply” edip,

E-mail olarak iyi amel beklediğini.

şimdi, her sabah uyandığınızda;

İlk bu e-maili okuyun.

Kur’ân’da “save” edildiği şekliyle,

Hatırlayın ve ona göre “reply” eyleyin.

Sevgili genç müslümanlar;

İslamın geleceğine “enter”leyin.





ÜÇ ŞEY

10 05 2008

Hayatta bir kez gittiğinde asla geri dönmeyen üç şey

Zaman, sözcükler ve fırsattır.

Hayatta hiçbir zaman kaybedilmemesi gereken üç şey

Barış,umut ve dürüstlüktür.

Hayatta en değerli üç şey

Sevgi,kendine güven ve arkadaşlardır.

Hayatta hiç emin olunamıyacak olan üç şey

Düşler, başarı ve zenginliktir.

Hayatta insanı geliştiren üç şey

Çok çalışma, samimiyet ve başarıdır.

Hayatta insanı mahveden üç şey

Cesarettisizlik, gurur ve öfkedir.

Saim Güven





unutmak olmaz sizi

7 05 2008

Burada kar yok Mehmet im, yine de üşüyorum
Bedenim hiç ısınmıyor, siz karlarda yatarken
Uykularım size borcum, aşım, suyum da sizden
Lokmamda haklarınız var, unutmak olmaz sizi

Doksan bin şehit neferden, tek bir yürek oldunuz
Kar, tufandı baharınız, bir emirle sustunuz
Vatan aşkıydı sevdanız, kurşunsuz vuruldunuz
Destan oldunuz evlada, unutmak olmaz sizi

Vatan denince kuşkusuz, etten duvar oldunuz
Barut kokusu olmadı, bu muharebenizde
Ayazlarda, yıldızlara, kardan siper kurdunuz
Korkmayan düşman yok sizden, unutmak olmaz sizi

Bir doğada yenildiniz, aç susuz söylenmeden
En zayıf anında iken, esir düştü çoğunuz
Köle oldunuz madende, yalın ayak döndünüz
Yinede vatan dediniz, unutmak olmaz sizi

Yurdumun her diyarından, bir can feda ettiniz
Nurlarınızla bembeyaz, Allah u ekber dağı
Yalnız sarı kamış değil, vatan ağladı size
Analar ağlar, birde yar, unutmak olmaz sizi

Bir emir daha ver paşam, al renge boyanalım
Kanımızdan bayrağımız, kardan yıldızı olsun
Can verdiniz sulh uğruna, atasız bıraktınız
Yinede vatan sağ olsun, unutmak olmaz sizi

19 02 2007

Hasan Çam